Sosyal Medya Sanatçıyı Öldürür

Sosyal Medya Sanatçıyı Öldürür

Sosyal medyada söylenen her söz gibi kendisinin de söylediği bu sözü çok anlamlı buldum.


Sohbet ortamında Sosyal Medya denilen olguyu konuşuyorduk. Bir arkadaşın, özellikle “sosyal medya sanatçıyı öldürür!” demesi benim ilgimi çekti. Gerçekten öyle mi? Gerçekten sosyal medya sanatçının yeşermesine, sanatçının oluşmasına engel midir? Sosyologların, sosyal medyanın toplum üzerindeki etkilerini ve özellikle sanatçıya olan etkisinin araştırılması gerekiyor. Benim söyleyeceklerim sadece bir değini olacaktır. Bunu biliyorum; ama diğer taraftan bu konunun bir şekilde konuşulması gerektiğini de düşünüyorum. 

Aslında sosyal medya bize yabancı olmayan bir olgu (kavram da denilebilir). Çünkü Sosyal Medya kendisini ya dedikodu malzemesi ya “ben sadece duyduğumu söylüyorum” diyiciler ya da bir grubu, toplumu bilgilendirmek, yönlendirmek için çıkartılan bir haberleşme aracı olarak kendi varlığını göstermiştir. Sosyal medya, bireyleri kendi aralarında bilgilendirmeyi sağlayan bir sistem; ama böylesi yerinde olacağına, gerçekte uygulama öyle değil.. Peki ya sosyal medya nedir?

Sosyal Medya’yı anlamak için önce Eski Medya’yı biraz olsun bilmek gerekiyor. İletişim araçlarından gazete, dergi vb. çıktığı, ulaştığı yer için bilgi üreten basılı medya kaynaklarıdır. Doğru, yalan farketmeden tüm bilgileri kendi kültürlerine, kendi ideolojik değerlerinden süzerek bireylere ulaştırır. Görüntülü reklam araçlarının baskısı altında kalsa da basılı medya, bilgiyi yayan etkili bir araç olmayı başarmıştır. Asıl amaçları bilgiyi aktarmak olduğunu söyleyen eski medyanın yerini şimdi yeni medya alıyor. Eski medyanın tüm avantaj ve dezavantajlarıyla birlikte yeni medya toplumda kabul gördü. 

Yeni Medya kavramı daha geniş bir tanım içerirken Sosyal Medya onun bir cüzü durumunda. İşlev aynı olsa da, yani her iki kavram da bilgi yayma işini üstlenseler de, Sosyal Medya Yeni Medya’dan üretici, yayıncı ve içerik cihetlerinden ayrışmaktadır. Bir diğer ayrım ise kullanılan aracılar sebebiyle yapılabilecektir. Sosyal Medya siteleri içinde isimlendirilen sosyal ağ siteleri, blog, mikroblog, fotoblog, rss, video paylaşım siteleri, müzik paylaşım siteleri, dosya paylaşım siteleri örnek verilebilir. Haber portalı, dergi, tv siteleri ise eski medyanın tamamen yeni medyaya taşınmış internet halleridir. Facebook bir sosyal ağ sitesi, twitter bir mikroblog sitesi olarak Sosyal Medya’nın başarılı örneklerinden biridir. Basılı medya haber kanallarının internet siteleri birer haber portalı görevini üstlenirken; Linkedin, Tumblr, Wordpress, Yahoo, Xing, Youtube, Blogger, DailyMotion aklıma gelen diğer sosyal medya siteleridir. İçerik yaymada farklılık gösterselerde her biri güçlü birer sosyal medya siteleridir.

Sosyal medyanın en güçlü özellikleri bilginin, mesajın ya da sembolün kullanıcılar, yani bireyler aracılığıyla yayılmasıdır. Sosyal medyayı dev haline getiren bireyler ne yaymak isterler, ne anlatmak isterler? Bu ve benzer soruların cevapları çok fazla. Sosyo-kültürel yapıdan, demografik yapıdan başlayıp bireyin duygu düşüncesine varana kadar çeşitlilik göstermektedir. Bunlara cevap aramayacağım; çünkü kişi sayısı kadar elde edilecek cevaplar bize çözümü değil bir problemi ortaya dökecektir; fakat başta sorduğum sorunun cevabını aramak için bir yol olacaktır.

Toplum eliyle gelişen sanatçı bulunduğu toplumun sesi olma özelliğine sahiptir. Toplumu kendi gözüyle ya olması gereken yeri ya da olduğu yeri gösteren sanatçı, hayalindeki imgeyi ortaya dökebilmesi için güçlü bir duygu yoğunluğuna erişmesi gerekir. Duyguların birikmesiyle doğmayı başaran tek bir duygu ortaya sanat eserini çıkartabilir. Bu, resimle olabildiği gibi, mimari de olabilir, heykel de olabilir, hatta müzik notalarında olabildiği gibi müziği icra eden müzisyen de olabilir. Bunların hepsinin tartışmalı konular olduğunu biliyorum; ama şu noktada birleştiğimizi düşünüyorum. Sanatçı iç dünyasında yaşadığı duygu çoşkunluğunu sanatıyla icra edendir.

Sanatçı adayı olabilecek kişi eğer sanata yönelmesini engelleyecek araçları sıklıklıkla kullanıyorsa sanatçı olamayacaktır. Sanatçı sanatını yaptıkça gelişecek ve farklılaşacaktır. Sanatçıyı sanattan uzaklaştıran sosyal medyayla meşgul olması değildir, onu sanattan uzaklaştıran bittabi sosyal medya olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Sosyal medyayı sanatı için kullandığını zannetse bile oradaki yaşadığı duygu boşalmalarıyla sanatında boşluklar oluşacak, ilham gelmeyecek ve zamanla tükenecektir. Sosyal Medya’nın bireye rahatlama veren; örneğin öfkesini kusabileceği alan, mutluluğunu yansıtacağı bir zaman, merakını uyandıran bir an özelliğine sahip olmasıdır. Sosyal Medya bireyin egosunu en uç noktada tatmin etmesini sağlayacağı bir kervandır. Tatmin duygusuna erişen sanatçının sanat icra edecek benliğe kavuşması imkansızlaşacaktır.

Sosyal Medya’nın önemini sıklıkla dile getirenler ise sosyal medyanın kişinin kendisini ifade etmesine, tanıtmasına ve bildiklerini, gördüklerini aktarmasına fırsat verdiğini söylüyorlar. Haksız da sayılmazlar. Bu yönüyle bakıldığı zaman sosyal medya en ucuz reklam ya da eğitim aracı olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel örnekleri görmekle birlikte, diğer, toplum tarafından hakir görülen, tepki çeken, istenmeyen paylaşımlarla karşılaşmak da kaçınılmaz. Kendisini korumak için takipçilerini sınırlandırmak ise bir çözüm olmakla birlikte daha sınırlı bir alanda kalmasına yol açarak dünyaya bakışı sadece kısıtlı çevre ile sınırlandırmış olacaktır. Ve çevrenin sanatçıya olan katkısı çevrenin yaşanmışlıklarıyla kalacaktır.

Sohbetimizin ilerlediği noktada arkadaş bana bunları hatırlattı. Sosyal medyanın bir sanatçının doğmasına fırsat vermeden duygularını an an tüketerek, kendisini (sanatını) ortaya çıkartmaya fırsat vermediğini söyleyerek sohbeti bitirdi. Sosyal medyada söylenen her söz gibi kendisinin de söylediği bu sözü çok anlamlı buldum.