Helvadan Bir Puttur Medeniyet Dedikleri

Şimdilerde iş işlemenin en âlâsının; pek âlâlar arasındaki işlerin; "medeniyet tasavvur edilerek yapılanı" olduğu propagandalarından geçilmiyor. Bu fevk'l-ade mübalağadır muhakkak.


Devrini tamam etmiş artık bir "geçmiş kaydın tedavülü" şeylerden biri olarak falanca devletin ülkesini ve muhtelif tedebbürlerini inceleyip, eleyip, kürüyüp, atıp akıtıp incik mincik, parça pinçik ettikten sonra bir tasvirini çıkarıyorlar. Ve bir "medeniyet tasavvuru telif ediyorlar". Dikkat ediniz... o medeniyet dedikleri şey, müktesebat, kalıntı, yıkıntı ona medeniyet dendiği anda tasavvur ediliyor ancak. Zaten incelenen o "geçmişi yapanlar, başlarından o geçmişi geçirmiş olanlar" bir medeniyet inşaı azmiyle iş işlemiş değildiler oysa.

Şimdilerde iş işlemenin en âlâsının; pek âlâlar arasındaki işlerin; "medeniyet tasavvur edilerek yapılanı" olduğu propagandalarından geçilmiyor. Bu fevk'l-ade mübalağadır muhakkak.

Yapılması gerekeni yapmak terbiyesi "adalet" inşa ederdi. Zira bir şeye ait olduğu yeri takdir etmek o demektir. Bu terbiye terkedildi ve "öyle/medeniyet yapmak gereği icadediliyor". Dolayısıyla adalet, "öyle/medeniyet denen şey ne ise o olacaktır". Yani resmettiğinizden başkası adalete dahil olamayacaktır. Adalet denince o resmiyeniz akla, emre gelecektir.

"Gerekli" olan değil ama "kurgu" olandan başlatılan, başlangıcından itibaren kurgu olandan ne hayır umabileceksiniz? Ancak nehir romandan umduğunuzu umabileceksinizdir elbet. O bu yüzden kat'iyetle gerçek olmayacak ve geçerli hiç olmayacaktır. Siz "gerçek bu", "böylesi geçerli" deseniz ne olacak?! Bir gün bir musibet öğretecek neyin ne olduğunu, ama işi musibete vardıran insan ders almaz ki! Çünkü insan olan esasen musibetten önce farkeder ve çarkeder. Ders musibetten önce bildiklerinizle amel ettikçe öğrenilendir. Bilgi yani bi'anlamda; yani "anlama güçlüğünü açıkladıkça öğrenilendir". Nereden bildiklerinizle? Bilişinin kaynağı nere, indi samuramaların mı?! Kendi elinle resmettiğin mi! Tapınma nesnesi olarak yapsan da onu/helvayı zaten yiyebileceğin şey olarak yapmaktasın. Bu gidişle başını yersin ancak ve nihayet.

Bal FM