Enformasyon Rafinerisi gündemimizin serencamı.

Tekraren bildirmekten başkasını yapamıyorum. Cerbezeli serlevhalar icadetsem de faydası yok. Yine de alıştığımızı sürdürelim: İnternet Of Things'i geçiniz efendim, Conversation Of Things'e gelin.


"Bilgi Toplumuna Dönüşüm ve Okullarımız" bahislerini çalışanlar var ise eğer hâlâ onların dikkatine sunalım. Sunalım ki "enformasyon rafinerisi" gündemine varan yolculuğa çıkarlar diye umabilelim.

Bilgi Toplumu; çalışanlarının, yöneticilerinin ve girişimcilerinin, kendisi dışından bir anonsu beklemek şartından bağımsız, o toplumda yapılıp-edilen her iş ve olan-biten her hadiseden ve bağlı malumattan, başka bilgilerle ilgi ve ilişkisinden haber­dar olabildiği, o bilgi birikimine bilgisini ekleyebildiği, bu karşılıklı bilgileşmenin sonuçlarından olarak rantabl, rasyonel, prodüktif, optimize, projektif karar alıp uygulayabil­en işletmelere ve amme idaresine sahip toplumdur. Bu ilineksel tanımda hemfikir isek o toplumun demek ki, böylesi iş yapmak norm ve form gerekleri, gerçekleri, geçerleri, yerindelik ve yeterlikleri dolayımında insan yetiştiren okullara ihtiyacı vardır.

Öğrencilerini bu fonksiyonları karşılamaya hazır yetiştirecek okullarımızın, elbette hedeflediği mezuniyete denk bir altyapıyı edinmesi gerekir. Yani o hedefi gözetmiş bir müfredatı hazırlamış olmak, o hedefe ulaştıracak bir Bilgi Rafirenisi’ni edinmeyi de kapsamalıdır. Ancak burada şimdi, Bilgi Rafinerisi edinmeyi ikinci bir muhavereye bırakıp, zikrettiğimiz hedefi gözeten müfredatın zenginleştirilmesini konu ediniyoruz.

Bilgi Toplumu tabirinin kavramlaşması süreci, “Gündelik Hayat Bilincinin Temellerini” önümüze çıkarıyor: Buradalık ve Şimdilik. Yani gündelik hayatın gerçekliği. Ne var ki, gündelik hayatın gerçekliği, sadece dolaysız “buradalık”tan ibaret değildir. Biz, işte önümüzde duran “bilgi toplumu dönüşümü gerçeğini”, “burada ve şimdi” olmayan fenomenlerle de açıklayabilmek mecburiyetindeyiz. Yani, hal-i hazır gündelik hayatımızın odağında duran “bilgi toplumu dönüşümümüz” hem uzamsal hem mekansal hem zamansal olarak farklı yakınlıklara ve yakınlık derecelerindeki “tecrübe”lere ışımalıdır.

Bireye, gündelik hayatın kolaylık ve tatmin duyumları açısından dolaysız ulaşılabilir olanlarla yetinmesini dayatamayız. Çünkü, gündelik hayat gerçekliği, dolaysız ulaşılabilir olmayan alanları da içerir. “Buradalık ve şimdilik” yaklaşımı, “bilgilenme” amaçlı pragmatik ilgiyi kapsamaktayken “kullanma” amaçlı pragmatik ilgi sahibinin bilincine hitap eder kılınırsa bilgi toplumu dönüşümümüz sıhhat bulacaktır.

Uzak alanlara ilgi, daha az şiddette ve daha az ivedidir. Ancak milyona yakın yahut birkaç milyon nüfuslu şehrimiz, on milyonlarla ifade ettiğimiz nüfusumuzla ülkemiz ve milyarlara baliğ küresel havzalar sakinlerinin ilgilerini “par excellence” cevaplayabilmeliyiz. Genelde bireyi ve özelimizde bilgi toplumunun bireyini gözlemleyen durumunda iken –bu ana başlık altında– hangi şiddet ve ivedilikte bir ilgili olduğumuzu ölçme gereğini önümüze iş olarak koymamız gerekiyor hem. Çünkü gündelik hayat, gerçekliği, işletmeyi muhatabına, subjektiviteler arası bir dünya, yani başkalarıyla paylaşılan bir dünya olarak sunar.

Birinin “buradalığı”, diğerlerinin “oradalığıdır”. Birinin “şimdiliği” diğerinin önemsemediğidir. Bu bakımdan interaktif, transaktif bilişsellik ve statik bilişsellik “işletme içi ve dışı bilgileşim” potasına getirilmelidir… bir yerde muhataplardan muhataplara, bir yerde şu yerden muhataplara. Ayrıca, “bu yer”in gündelik hayatını zenginleştirmek fonksiyonunu ıskalamamalıyız. Sonra, gündelik hayatın gerçekliğinde “bilgi toplumu problemselliği” gözetilmelidir. Ve yine ilaveten, gündelik hayatın gerçekliğine “ortak gündem” ve “ötekinin gündemi” ilgisi de karışır. Dahası “zamansallık”. Subjektiviteler arasılıkta bir zamansal boyut var: kozmik takvim, sosyal takvim, işletmenin içsel takvimi.

Bilgiye muhtacız; kendi bilgimize… yani vatandaş, birey, meslek erbabı, anne, genç, öğrenci, hoca, vs. sıfatlarımızla yapıp etmelerimizden doğan bilgilere muhtacız. Bunların çok büyük bir kısmı ise kamu kurumlarının veritabanlarına (eskinin ve giderek azalan defterlerine) kaydedilmekte. Bu bilgiyi bir kudret haline getiren ise bilgiyle artık ne yapabilirliğimizde saklı. Bu, bir farkındalığı farkettirme meselesi. Bilgiyi işlemek ameliyesi bütün kadrosuyla artık, “defter tutmak” ve “otomasyon” halesinden çıkmıştır. Müstakil bir “özerk emel” olmaya doğru dönüşmektedir.

Bilgiyi işlemekten murat “yaşadığımız yeri yaşanabilir kılmak için bilgiyi işlemek”tir. Zinhar “kaydetmek için yaşamak” değil. Ve hatta “kayıtlar sayesinde yaşamak” hiç değil. Bilgi toplumu; iletişen ve bilişen insanlardan mürekkep olmakla sınırlı kalmayan bütün yapısal biriciklikler niteliksel biriciklikler sıfat ve zamirleriyle ve toplumsal kütlesiyle BİLGİLEŞEN-BİLDİRİŞEN toplumdur.

Karar alıcı, karar alıcıya destek sunan, karar alıcının ürettiği iş sürecine dahil olan yetişmiş elemanı dünyaya, ülkeye ve özelde de iş kollarına kazandırmayı hedef edinen bir okulun “öğretimi zenginleştirmek” bakımından önemle dikkatini odaklayacağı “Bilgi Toplumu ve Bilgi Toplumunun İşletmeleri” başlığına bağlı kalarak gerek, gerçek ve geçerlik analizini başarmalıyız.

İşletmelerimize yeni bir yetenek kazandırmak gereği altındayız. “Sunulmuş haberlerden, istatistik, araştırma, rapor, liste, dayrektorilerden zaman, zemin ve içerik bağlantıları bütünüyle” öğrenci ve öğretmenlerimizi yararlandırmak yani, a) edinme/dağıtılma periyodundan bağımsızlık, b) veri mecrası kısıtlarından kurtulmuşluk, c) ilginin gerektirdiği dikkati diri, sürekli ve tatminini yüksek tutmak bakımından eksiksiz bir “zihinsel işleyiş” edindirmek lazımdır. Bu sayede, bilgi ve iletişim fonksiyonlarından, hemen üstteki üç başlığa karşılık bulmuş yönetici/çalışan aynı zamanda; a) hadiselerin hadiselerle çapraz okumasını a.1) zaman, mekan ve amaç kriterlerini devreye alma muhayyerliğiyle a.2) olagelenin olmuşla bağlantısını kurabilerek a.3) olmuşun olduracakları ihtimallerini keşfedebilerek b) vaziyet, nabız okuması yaptıran “görüş yeteneği” tablası edinip b.1) soyut içeriklerin somut karşılıklarını algılayabilmelidir ki b.2) her meslek mensubu ve cemiyette taşıdığı bir sıfatıyla b.3) herhangi özerk veya genel amaca yönelik karar almaktayken bu YENİ DERSLERİ referans edinecektir…

Bu amaçla; a) bilgi-veri standardı, b) uluslar arası sınıflamalar (isic ,isco, us97, cofog, copni, vs.), c) akıllı sayısal cihaz ve eşyalar, d) nokta, çizgi, alan üzerine geocode edilmiş metadata kalemlerinden mürekkep Enformasyon ve Referans Bombardımanından;

–bulma (yaşadığımız yerin herhangi bir şeyine tesadüf edilmesi değil, bulunacağını bilerek aratacak, izletecek),

–yararlanma (insanlarımızın iş ve meraklarına yönelik mesailerinde optimize, prodüktif, rantabl davranmalarına katkı sağlatacak)

–ölçüm alma (ister zaman ve mekana konkre kalarak ister tamamen serbest ama “halin “bir diğer”halle” çapraz okunabilirliğine ulaştıracak),

–entegrasyon (portal ilgilisinin bu sayede yaşadığımız yer bilgisi ile kendi gerçek veya tüzel kişi “arayış, kayıt ve belgelerini” yan yana getirebilmesine olanak sağlayacak)

yapabilmesiyle BİLGİ (veriseti) ve SORGU (bülten) sunumuna, bir veri ve bilgi rafinerisi değeri kazandırabilelim. “Yönetimine kendini bulduran mecra özelliğini” nasıl ekleyebileceğini böylece, yüksek öğretim aşamasından evvel, daha henüz “yetişkin” sıfatını taşımıyorken insanımıza sunabilelim.

Beykoz, (miladi) 2012 senesi Ocak ayı.