Fransa Afrika'dan Elini Çekmiyor

Fransa, Afrika'dan Elini Çekmiyor

Dün akşam 2009 yapımı bir Fransız filmi seyrettim: Ölümcül İçgüdü 1 / L'instinct de mort / Mesrine: Part 1 - Killer Instinct). Ünlü haydut Jacques Mesrine'in hayatını izlerken, hatırıma Fransızların Afrika'daki yaptığı sömürüler geldi.


1970'li yılların tamamında Fransız emniyeti ve jandarmasına kök söktüren ünlü haydut Jacques Mesrine'in hayatının son on senesinin anlatıldığı filmi, suç sineması ve edebiyatı sevenlere tavsiye ederim.

Toplamda iki film olarak tasarlanan projenin ikincisinin ismi de "Halk Düşmanı / Mesrine: Part 2 - Public Enemy / L'ennemi public"... Başkarakter Jacques Mesrine'i Vincent Cassel'ın mükemmel şekilde canlandırdığı filmin toplam süresi dört saat civarı.  Jean-François Richet'nin yönettiği bu kaliteli iki filmi peşpeşe seyrederek, son haftalardaki "sabır" rekorumu da kırmış oldum. Çünkü etrafta insanın dikkatini dağıtan o kadar fazla "nesne" var ki, artık, bir filme veya kitaba başlayıp da aralıksız bitirmek gibi lüksümüz kalmadı.

1979 yılının 2 Kasım günü Paris'in orta yerinde polisler tarafından yapılan operasyonda binlerce kişinin gözü önünde kurşun yağmuruna tutularak "infaz" edilen Jacques Mesrine'in "katillik" hayatı, 1969 senesinde Cezayir'de başlar. Zaten birinci filmin girişinde de Mesrine'in, Fransa'ya karşı direnen Müslüman Cezayirliler'den birini gözünü kırpmadan öldürdüğü sahne var: Kardeş iki Cezayirli zindanda işkence görüyor. Sorgulamayı yapanlardan biri Fransa hesabına askerlik yapan Cezayirli bir hain. Zindandaki diğer iki asker de Fransız ve biri Jacques Mesrine.

Cezayirli kardeşlerden biri işkenceye tahammül edemeyerek konuşmak istedikçe, yanındaki kardeşi "yapma, konuşursan da öldürecekler" diye bağırıp çırpınıp isyan ediyor. Bu esnada kapı açılıyor ve içeri kızkardeşleri getiriliyor. Hain Cezayirli, kızkardeşin üstüne çıkarak erkek kardeşlerden biri konuşmazsa, bacılarına tecavüz edeceğini söylüyor. Bağırtı, çağırtı arasında Fransız subay, Jacques'ın eline tabancayı tutuşturuyor ve erkek kardeşlerden dirençli olanını vurmasını istiyor ve Jacques da infazı gerçekleştiriyor.

Filmde daha sonra Jacques'ın Paris'e dönüşü, eski arkadaşlarına katılması, birlikte soygun ve diğer yasadışı işlere girmesi anlatılıyor. Biyografik bir öykü olduğu için hadiseleri takip ederken, aynı zamanda Fransız toplumunu ve uzaktan da olsa politik hayatı da anlayabiliyoruz. Sonrasında azılı bir haydut olan Jacques, Fransız emniyet kuvvetlerinin canına okuyor, cezaevine girse de her defasında firar etmeyi başarıyor, milyarderleri kaçırıyor, banka ve kumarhaneleri soyuyor vs.

Geçen Yüzyılda Cezayir, Şimdi Libya

Gecenin ilerleyen saatlerinde filmler bitince istirahate çekildim ve sabahleyin haberlere bakıyorum. Bir tanesi hemen dikkatimi çekti: "Fransız askerleri, Libya'da Hafter saflarında savaşıyorlar." Mevzu da şu: Libya, Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden sonra ikiye bölündü. Bir tarafta Libyalıları ve ülkenin menfaatini savunan Millî Birlik Hükümeti, diğer yanda da Batılı emperyalistlerin çıkarları için savaşan hain general Halife Hafter. İsrail, ABD, Fransa, Mısır, Suudi Arabistan gibi alçaklar ittifakı, kendi ülkesine ve insanına ihanet eden general Hafter'i destekliyorlar ki, Libya'nın tamamında kontrolü bu cani general ele geçirirse, Kaddafi zamanında yapamadıklarını yapıp, Ömer Muhtar'ın memleketini sömürecekler.

Fransa sömürgecilik konusunda İngiltere, İspanya ve Portekiz kadar aktif olamadığı devirlerde tırnağını hemen yakınındaki Afrika ve Ortadoğu'ya geçirmişti. Her ne kadar sömürge ülkeler "bağımsızlıklarını" kazanmış gibi gözüküyorlarsa da aslında Afrika ülkeleri içerisinde "hakikaten bağımsız" bir devlet yok. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri Afrikalıların başının püsküllü belası durumunda. Hemen her Afrika devletinin başında göstermelik bir devlet başkanı varsa ve "seçimle" başa geçmiş olsa da hepsi de emperyalist ülke ve şirketlerin paralı uşakları pozisyonundalar... Tıpkı Ortaasya'daki Türk cumhuriyetlerinin bağımsız olamadıkları gibi... Nasıl ki Rusya, Türk devletlerinin kendi başına adım atmasına müsaade etmiyor, aynısı Afrika için sözkonusu.

Dünya üzerinde bir gün yeniden Osmanlı benzeri bir "adalet güneşi" doğar mı bilemem ama ümidimizi kaybetmeden bekliyoruz.

Batılı emperyalistlerin köpeği Halife Hafter, Fransa'nın toy cumhurbaşkanı Macron ile... Suratındaki yılışık ifade bile Hafter'in nasıl bir hain olduğunu göstermeye yeter.