Hakan: Muhafız / Fantastik Bir Macera Peşinde

İstanbul’dan beklediğim güzel sahneleri İstanbul’un kızlarından ve hayatlarında görmekteyiz. Bir kokteylde sahne alan güzel bir kıza eşlik eden kahramanımız izleyicilere eşsiz görüntüler sunmakta.


Dün akşam Muhafız isimli Netflix dizisini izledim. Türk oyuncular oynadı ve Türkiye'de çekildi. 10 bölümden oluşan 1 sezonluk dizi çokluk İstanbul'un tarihi yerlerinde çekildi. Sorun, çekimin bu yerleri göstermede başarısızlığı. Filmin böyle bir iddiası yoktu ama izleyici olarak İstanbul’un büyülü havasını beyaz ekranda aradım. Güzel olan sahneler yok değil. Örneğin filmde oynayan kadın oyuncular görünümleriyle sahneleri güzelleştirdiler. Bazen eğitim yaparken, bazen partide ya da salonda sahneleri renklendirmeyi başardılar. Kadınlar modern görünüme sahip oldukları kadar modern görüşe de sahiplerdi. Yanlış demiyorum; çünkü zamanımızda kadınlarımız dekolte kıyafetleri ile, özgün davranışlarıyla modernizmin öncülerinden. Örneğin düne kadar bekaretin mahremiyetini yaşayan kadınlar (-ve erkekler) günümüzde utanç olarak görülmeye başladı. Bu utanç bize izlettirilen diziler ile verildi. Gençliğimde izlediğim dizilerde bekaretin ve bakirliğin geç kaybedilmesinin utançlığı yaşatılmış; hatta ebeveynlerinin bile çocukların bu durumunu hastalık olarak gördüğü anlatılmıştır. Bizim Türk dizilerinde bile modernliğin aile yapısındaki o gereksiz bağın kopması, mümkün değilse gevşemesinin önemi aşılanmıştır. Kadına verilen özgürlüğün cinsel yaşamın arsızca yaşama hürriyeti ile erkeğe ise tek eşliliğin tek cinsellik ile yaşanmaması gerektiği zihinlere yerleştirildi. Kadında erkekte cinselliği arsızca ve değiştire değiştire, çok eşli yaşama hürriyeti zihinlere yerleştirildi. Muhafız dizisinde Türk Erkeğin ve Türk Kadınının özgür yaşamları bu kadar uç noktalarda olmasa da geleneklerimizle örtüşmediğini görmekteyiz.

Güzel sahneleri İstanbul’un kızlarında ve yaşamlarında görmekteyiz. Bir kokteylde sahne alan güzel bir kıza eşlik eden kahramanımız izleyicilere eşsiz görüntüler sunmakta. İzbe bir yere giderken elmas gibi parıldayan bir kadının ihtişamını izleyebiliyor ve dövüş sahnesindeki erkek ile kadının çekiciliği tüm sahneye yayılabiliyor.

Kameranın kadrajına yerleşen kadın, vücudunun tüm güzelliklerini sergileyen kıyafetiyle bar masasında oturmuş sevgilisinin gelmesini bekliyor. Bakışı derin, dudakları histerik, yüzünde ise kalp yarasının tüm izleri ile kadraja yerleşmiş. Mekan kadının güzelliğini tamamlıyor. Hatta karşısındaki barmenin ihtiyatsız tavırları kadını merkeze taşıyor. Gözler mekandaki ayrıntılardan kadına kayıyor. İstanbul’dan beklediğim tüm güzel manzaraların yerini başrol karakterler tüm çekicilikleri ile doldurdular.

BAŞARISIZ ROLLER

Güzel oyun çıkartan birkaç yan karakterlerin dışında başrolü paylaşan oyunculardaki başarısız roller beni şaşırttı. Bölümler geçtikçe oyuncuların rollere alıştığını ve daha iyi rol çıkarttıklarını söylemeliyim. Kötü karakteri oynayan Faysal rolündeki Okan Yalabık, Mazhar rolündeki Mehmet Kurtuluş kahramanımız olan Hakan rolündeki Çağatay Ulusoy’dan başarılıydılar. Elbette Mazhar rolününün dizide daha etkili gösterilmesi dizinin başarısını bir tık yukarı taşıyabilirdi. 

Dizi, Ölümsüzler ve Muhafız arasındaki mücadeleyi konu alıyor. Muhafız özel giysisini giydiğinde dayanıklı ve çok güçlü oluyor. Ölümsüzler ise insanlara benzemekle birlikte Muhafız kadar güçlü varlıklar. Ölümsüzler sadece Muhafız’ın özel hançeri ile öldürülebiliyor. Ölümsüzlerle onlar kadar güçlü olan Muhafız mücadele edebiliyor. Bu zor mücadelede Muhafız’ın koruyucuları var; bu koruyuculara Sadıklar deniliyor. Bunlar Muhafız’ı korudukları gibi onu yetiştirmek ve ona yardım etmekle görevli seçkin kişilerdir.

Leyla rolündeki Ayça Ayşin Turan dizide başarılı bir kadını oynayan asil bir karaktere bürünen güzel bir oyuncu ve aynı zamanda Hakan’ın sevgilisi. Görev bilinciyle yetişmiş muhafızı korumakla seçilmiş Sadık rolündeki Zeynep karakterini ise Hazar Ergüçlü oynuyor. Leyla’nın aksine Zeynep başarının sadece Hakan’ı Muhafızlığa hazırlamak ve onu korumak olduğuna inanmakta. Kendisine aşk için dahi zaman bulmaz tüm benliğiyle dünyayı kurtarmak için Hakan’a yardım eder. Hakan’ın henüz sorumluluğun bilincinde olmaması, yüklendiği görevin ehemmiyetini kavrayamaması Zeynep’i zorlamakta. Leyla ise Hakan’ın devamlı Zeynep’in peşinde olmasına anlam veremez ve kendisinden bir şeylerin saklandığını düşünür. Dizinin sonlarında tüm gizem enteresan bir şekilde kaybolur ama sona ulaşana kadar Leyla Zeynep’i kıskanır; Zeynep’te Leyla’yı Hakan’dan uzaklaştırmaya çalışır.

Konu olarak çok beğendiğim dizide mantık hataları olmasaymış çok iyi olacaktı. Dizilerde bu tarz hatalara alıştık ama yapılan işe ne kadar çok emek gösterilirse başarı o kadar büyük olurdu. Örneğin kötü Türk Polisi’ni oynayan oyuncunun şımarıkça özgüvenle oynamadaki başarısız rolü diziye giriş yapmamı etkilemiştir. Kötü polisin etkili bir göreve sahip olduğunu görmekteyiz ama mesleğe yeni başlayan bir polis gibi davranmakta. Yönetmen polisi güçlü yerine zayıf, etkili yerine pasif olarak gösterdi. Muhafıza tuzak kurmadaki basit planı ve en olmadık yerde sanki drone ile takip edilip çekilen kamera görüntülerin ortaya çıkması bana hiç de inandırıcı gelmedi. Başarısızlık sadece o role bürünen oyuncuya değil aynı zamanda yönetmenin zayıf bakış açısından kaynaklanıyor. Kötü polisi sadece ahmak bir polis olarak göstermesi oyuncudan çok yönetmenin suçu olsa gerek diye düşünüyorum. Neyse ki birkaç bölüm sonra aşırı ihtirası yüzünden diziden ölerek ayrılmasıyla filmdeki yanlış karakter silinmiş oldu.

Beni rahatsız eden diğer görüntü Muhafız’ın yüzük için gittiği sadığın yaşadığı yerdi. Deli rolü oynayan sadığın küvetin içinde yaşaması ve ev görünümlü ahşap bir döküntü içinde kalması beni şaşırttığı gibi yüzüğün Muhafıza teslim edilip asıl önemli olan yüzük taşının kendisinde olmadığını söylediğinde şaşa kaldım. Hakan’ın babası muhafızdı ve ölümsüzlerin varlığını yüzük taşının parlamasıyla anlayabiliyordu. Babası öldükten sonra yeni muhafız gelene kadar yüzük, hançer, gömlek farklı kişilere teslim edildi. Yüzük taşının sadıkta olmasını beklerken çok daha ilginç bir şey söyler. Sadece ipucu verir ve o ipucuna göre yüzük taşı sanki hiç bulunmamış gibi yeniden aranmaya başlanır. Bana çok anlamsız geldi. Bir diğer şaşkınlığım ise hain bir sadığın yaşadığı yere gittiklerinde oldu. Hain sadığın yaşadığı yerin ev değil, işyeri değil, depo değil, daha doğrusu ne olduğunu anlamadığım döküntü bir fabrikaya gitmeleri kendime “neler oluyor? Buraya nasıl geldik?” dedirtti. Sahnelerin bu gibi yerlerde çekilmesi kaçınılmazsa bunun izleyiciye neden oraların seçildiğinin anlatılması gerekiyordu. İş başvurusunda Hakan’ın başvurusunu Yönetici Asistanı görevindeki Leyla’nın neden aldığını sorduğum gibi.

Ölümsüzler ve Muhafız kavramı ve bunları Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet ile birleştirmesiyle birlikte merkez şehrin İstanbul olması hoşuma gitti. Salt milliyetçilikten değil ama bir şehrin temele alınması, tarihle özümsenerek güzel bir konunun ortaya çıktığını düşünüyorum. Konu güzel olmakla birlikte filmle bunun çok iyi yansıtılmadığını düşünmekteyim. Ne kötü karakterin ne de kahramanın filmde yeterli bir baskın karakteri sergiyelemediği gibi ne de İstanbul’un baskın görüntülerini izledim. Filmin her bölümün başında izlemekten vazgeçmekle birlikte kendimi sırf konusundan dolayı izlemeye zorladım. Nitekim %97 oranında izleyicilerden olumlu tepki almayı başarmış olmasına rağmen izlemenizi tavsiye edeceğim bir dizi değil ama zihnimizi fazla yormadan ve ucuz keyif için rahatlıkla izlenebilecek bir dizi olduğunu söyleyebilirim.

Bal FM