Köşe Yazıları

Bilinç İlginç İdi, Artık Gülünç

Tahsin Yılmaz
Tahsin Yılmaz

Ya birilerinin malikhanesinin müstahzarı ve müstahdemisiniz ya ersiniz; ikametgahınızın erisiniz.


"Kalıç Salıç", Muhammed Abdülhadi Yılmaz, Beykoz, Ekim 2018

Ezilmemek, yaşayabilmek adına uğraşmakla mı dolu bütün vaktimiz? Başka şeylere ayıracak enerjimiz yok mu ki vaktimiz olmasın! Bir makinadan farklı görmüyor mu insan kendini nedir!

İnsanlar insanların ne istediği ne istemediği hakkında düşünmeye yetkili görüyor kendini. Ve aynı zamanda… ne istediğine kimseyi karıştırmamaya da yetkin görüyor kendini. Hısım ve akraba olanlar kadar hasım olanlar birbirlerini böyle gören gözlere sahip yaşamaktadırlar. Bu görüşe kapalı tek bir saha var sanılır ki, o, yabancılık. Fakat yabancıların birbirlerine hiç etkileri olmadığını ileri sürmek muhal. Çünkü onlar birbirlerini umursamayışları yolundan etkilemektedirler zaten. Demek ki insanlar gerek hasım gerek hısım gerek gayrı olsun birbirleri hakkında müessirdirler; velev ki bilincinde olmasınlar meğer ki bilinçle.

Bilinç… tabir-i diğer 1; faal/müesses niyet yani niyeti-i mücessem veyahut 2; niyet-i kalbi. Kalpten tecessüme çıkmamış niyet Allah’ın bileceği şey. Biz bilinci-niyeti o göründüğü halle, görüşe arzolunduğu anda biliriz. O bilincin sahibi bile bilincine elinden sadır olana şahit olduğu anda ikna olur. Vaktinizi ve enerjinizi neyde tasarruf ettiğiniz yalnız bilincinizi tesbit ettirmez. Aynı sıra bilinçsiz iseniz onu da belli eder… yahut bir bilinç seviyesinde kaale alınmayacak derekede olduğunuzu. İnsanlar hakkında düşünme selahiyetinizi veya işinize insanları karıştırmama ehliyetinizi tesbite hiç mutabık-mukabil bulunmayan uğraşlar vaki dünyada yahut onların fevkinde olmakla her insanın tedahül etmeyi şeref, haysiyet, izzet göreceği uğraşlar. Zıttına ise tasallut diyoruz zaten. Bunun farkına aymış adamın niyet-i mücessemleri yani mesela amme idareleri, şehir tasavvurları tebellür eder gün altında ancak. Sairin parlaması olsa olsa şehvet/alev yalımı… sönmesi muhakkak elbet.

Bu noktada şu alev yalımı hesap kişilere hitaben üç tane misal verelim:

Karnını nerede doyurduğu önemli değilse kişinin… mesela şehir onun neyine! Kültür neymiş ona ne! Yaşadığınız yer yaşayabilen ve elbette yaşanabilir kıldığınız yer değilse her açtığınızda ağzınızı sadece lokmaya açık olduğunuzu bildirmektesiniz. Açık ağzınızdan çıkan sözün hiçbir kıymeti olmadığını da bildirmektesiniz. Tam uyumkarlıkla günümüz şartlarına boyun eğmiş olarak o şartların tıkır tıkır geçerliğine, yürürlüğüne hizmet edince ancak rahat, endişesiz, ziyansız yaşayacağına inananlara işbu tekdirimiz boş gelecektir. Bu insanlar sadece “karnını nereden ve neyle doyurduğunu umursamayanların” tekdirine tekmil verirler. Çünkü karın doyuracak şeyler onların şartlarının yürürlükte olmasından hasıl şeyler bilinmiş, bellenmiştir günümüzde. Şehir muhtelif hayvanat veya nebatat için bir plantasyon cidarı, çeperi, çerçevesi içinde handiyse nice zamandır. Bu yüzden iskan telakkilerine mugayir faaliyet alanı olarak ama şehri tasarruf ediş görünümünde muameleleri vazeden mihraklar, zümreler, mahfiller, müstekbirler zuhur ediyor. Evler, işyerleri, teferrüç mahalleri, amme müştemilatı tesisler, istihsale münhasır araziler, imalata/sanayie münhasır binalar falan o zevatın “malikhane”si hükmündedir nihayet. Ve netice; bu mezkur teşkilatlar arasında emval, emtia, insan münakalatı ve muvasalatı malikhane sahiplerinin lehine, hizmetine, keyfine koşturmaca cereyanı demek oluyor. Şehir denen yer bütün cüzleriyle ve külliyen birilerinin memaliki iken ahaliden kimsenin “ikametgah”ı değildir bundan böyle.

Ammeye müteallik makam ve unvanlar tahtında en azından hükümetin merkez ve taşra örgütüne münhasır memuriyet, istihdam, iktisat-küşat-ita, inşa-ihdas-iptal-tadil muameleleri meyanında yerindelik ve yeterlik tetkiki, teftişi yapıldığında nevzuhur takrirler vazediliyor. Bu esnada, netice, idarenin yahut yargının iradesiyle terör takdiri ihdas veya ihsas vaki oluyor. Mayalandıktan sonra terörist diye tesbit ediliyor. Değilse teröristten beter, belki teröristten ehven diye… terör bir mihenk/mikyas olarak keşf ve icad olundu artık. Fetösü, bölücüsü, islamcısı, ırkçısı… terörist gırla. Amme idaresinin muhtemel yahut mukadder herhangi denetim, kovuşturma, soruşturma iş ve işlemlerinin siyak ve sibakının ircaı mevzuata ve teamüle/örfe tevcih edilmelidir oysa. Kişilerin sicili serencamlarına, sergüzeştlerine arzedileceğine deruhte ettikleri makamın tarif ve tahditlerine, selahiyet ve mesuliyetlerine tertip edilmesi gerekmiyor mu? Amme idaremizin işlemeye, arızaya, ihmale, istismara, hataya, icada, tadile, itiraza, tekdire, ikaza, şikayete, istikbale dair icapları yok mu ki örgütlü örgütsüz garezkârları men edemiyoruz? Abesle iştigal… Türk Amme İdaresi icaplarıyla işleyen, işlemek isteyen; Türk Amme İdaresi icaplarına uyan, uymayı isteyen vatandaşlarımızı teşhis etmek, tayin etmek, tebşir etmek azminde olduk mu!? Bu azm ü cezm ü kasd ile ikrar ve tasdik üzre olmadıktan sonra, Türk Amme İdaresi'nden kimleri, nasıl tardedeceğimizi konuşmak abesle iştigal değil midir!

Son misal olarak şu mübalağayı buyrunuz, beğenirseniz alırsınız: mevkuf ve mahkum o kadar çok ki buncasının hakkından gelebilen (!) bir sisteme rağmen hâlâ orada mücrimin ve şakinin önü alınamıyorsa, kökü kurutulamıyorsa suçlu olmayan yok anlaşılan. İstintaka uğramayanı için sırası gelmemiş demeli zahir.

Ez cümle… ya birilerinin malikhanesinin müstahzarı ve müstahdemisiniz ya ikametgahınızın erisiniz. Semalarımızı fır fır uydularla, boy boy uçaklarla doldurmuşlar ulaştırma adına; kimsiniz siz diyen yok. Arazilerimizi imar planı adıyla kesip biçiyorlar enine, boyuna, derinlemesine; kimsiniz siz diyen yok. Suyumuzun, havamızın, tuzumuzun, gıdamızın mısmılını-murdarını ayıramaz duruma düşürüldüğümüz icatlar çıkarmışlar kalkınma adına; kimsiniz siz diyen yok. Çocuklarımızın aklını, ömrünü çalıyorlar talim-terbiye adına; kimsiniz siz diyen yok. Helal rızkımızı haramdan sakınamaz duruma düşürüldüğümüz maslahatlar ihdas etmişler düzen adına; kimsiniz siz diyen yok. Ne kültüründen bahsedeceğiz anlaşılır şey mi Allah aşkına! Adam yok. Var mı? Nerede kaim o adam? Neye müstakim? Mahreci nereden istikameti nereye? Cevap yok mu!: yok ise herkes kaymeden ibaret. (03 Kasım 2018)